Sadece yaşayan, canlı besinler, insanın mutlak gerçeği kavramasını sağlayabilir.
“Pisagor”

Sağlık ve esenliğin sırrı, bireyin bütünlüğüne yönelik tavrında açık bir ifade ile günlük yaşamın sunduğu fizyolojik ve psikolojik gereksinimlerini karşılamada kullandığı temel alışkanlıklarda gizlidir. Bu alışkanlıkları beslenme, uyuma, dinlenme, çalışma saatlerinin planlanmasından sosyal ilişkilerin yürütülmesine değin çok geniş bir yelpazede gözlemlemek olasıdır.

Günümüzde pek çok kaynakta da işaret edildiği üzere Yoga disiplini, bireyin bütünsel varlığını beden, zihin ve ruh üçlüsü üzerine yapılandırmaktadır. Yoga uygulamalarının, beden, zihin ve ruh üçlüsü üzerinde yarattığı dengeyi beş esasta toplayan klasik yoga ekolü bu süreçte doğru egzersiz, doğru nefes, doğru beslenme, doğru gevşeme ve doğru düşünmenin önemini kuvvetle vurgular.

Yogik beslenme denildiğinde, doğal olarak ardında derin bir felsefe taşıyan yoganın beslenmeye ilişkin geliştirdiği prensiplerden bahsetmek gerekecektir. Öz itibarıyla bakıldığında yogik felsefe bireyi beslenme seçiminde özgür bırakır, ancak uygulamaların verimini daha da artırmak üzere vejetaryen beslenme tarzını önerir.

Buradaki temel, tüm canlıların yaşam haklarına saygılı olmak üzerine kuruludur.

Beslenmenin ve alınan besinin kalitesini artırmak için yemek sakin, huzurlu ve temiz bir ortamda hazırlanmalı, doğa ile uyum içinde olabilmek için taze, doğal ve katkısız besinler tercih edilmelidir. Bir diğer etik ilke, dürüst yollardan kazanılmış olan ile sofranın kurulması iken, diğer hususlar yemeğin yavaş ve aşırıya kaçılmaksızın yeterince yenilmesi, sofradan tamamen değil, en fazla dörtte üçü dolu bir mide ile kalkılması, besinlerin iyice çiğnenmesine özen gösterilmesi, çiğ sebze ve meyvaların beslenme rejiminde yer almasına dikkat edilmesi olarak sıralanabilir.

Yogik yaklaşıma göre, tüketilen içecek ve yiyeceklerin türü bireyin bilinçliliği ve farkındalığı üzerinde yoğun bir etkiye sahiptir. Kimileri bilinci ve farkındalığı olumlu yönde beslerken bazıları zihni donuklaştırarak bireyde atalet duygularının yerleşmesine zemin hazırlamaktadır. Yogik anlayış, tüm besin maddelerini, bedene kazandıracağı değerleri esas alarak üç ana grupta toplar;

Sattvik ‘Duyarlı Enerji İçeren’ besinler; taze meyva ve sebzeler ve bunların suları, süt ve süt ürünleri, tahıllar, baklagiller, bal, tam hububatlar, kuru yemişler, temiz ve taze su. Rajasik ‘Değişken Enerji İçeren’ besinler; ekşi, acı veya asitli gıdalar, kahve, çay, soğan, sarımsak ve yumurta, çikolata, beyaz şeker, beyaz un, sert baharatlar ve acı biber. Tamasik ‘Durağan Enerji İçeren’ besinler; bayat, az veya fazla olgunlaşmış gıdalar, tüm etler, mantar ve sirke, donmuş veya konserve gıdalar, fazla pişmiş veya tekrar ısıtılmış gıdalar, uyuşturucular ve alkol.

Fiziksel, zihinsel ve duygusal dengenin korunabilmesi açısından tamasik ve rajasik besinlerin tercih edilmemesi önerilirken, sattvik besinlerin enerji, yaratıcılık ve düşünce temizliğine yönelten tesirleri nedeniyle tüketilmesi salık verilmektedir. Özellikle meditasyon yapan ve kendinde ruhsal bir olgunlaşmayı hedefleyenler için sattvik gıda tüketiminin önemine işaret edilmekte, bu besinlerin, kişinin yaşamında belirli bir denge oluşturduğu ve zihnin sakinleşmesini sağladığı ifade edilmektedir.

‘Rajasik’ özellikli besinler kişide değişken duyguları körüklerken, zihnin sürekli hareketlilik halini teşvik ederek bireyi devamlı hareket ve eylem yönünde uyarıcı rol oynamaktadır. Sakinleşme güçlüğü yaşayan, gevşeme sorunları ile yüzleşen, agresif mizaçlı kişilerin bu tür besinleri aşırı tüketmekten kaçınmaları gerekmektedir. Kahve, siyah çay, kolalı içecekler, rafine beyaz şeker, kakao, yumurta, balık ve acı, sert baharatlar bu grupta yer alır.

Üçüncü grupta yer alan durağan ‘tamas’ nitelikli besinler, nispeten düşük enerjiye sahip olup, organizmada uyuşukluk ve isteksizlik yaratırlar. Yogiler mecbur kalmadıkça bu besinlerin alınmasını tavsiye etmezler. Bu grupta, etler, alkollü içecekler, sigara, bayat ve bozulmuş yiyecekler, yabani mantar, tüm rafine edilmiş ve doğal olmayan gıdalar yer alır.

Diğer yandan, bedenin dönem dönem dinlendirilmesi ve arındırılması amacıyla sadece bol miktarda su, meyve, sebze suları ve bitki çayları içerek katı hiçbir şeyin yenilmemesi esasına dayanan bir oruç uygulaması da önerilenler dahilindedir. Ancak, bu uygulamanın en az 24 saat, en fazla iki ila üç gün olması tercih edilmelidir. Daha uzun yogik oruç sürelerinde uygulamanın deneyimli bir yoga ustasının denetiminde sürdürülmesine özen gösterilmelidir.

Kaynaklar:

1. Karen Heaven Claffey, Yoga Terapist Eğitimi El Kitabı, Hamilton-Canada, 2010.
2. Harish Yohari, Hint Sağlık Kitabı Ayurveda, Okyanus Yayınları, İstanbul, 2000.
3. Eve Diskin, Yoga Hareketleri ve Beslenme Rejimi, Yol Yayınları, İstanbul, 1995.
4. Avadhutika Aanandamitra Acarya, Meditasyon ve Vejetaryen Beslenme, Lotus Yay., Ankara, 1991.

Çiğdem Öner

* Gıda Türk Dergisi, Mart-Nisan 2011, Yıl:2 Sayı:5 ss. 56-57.’de yayınlanmıştır.

Sosyal Sosyal Medya'da Paylaşarak Çoğaltmanız Mutluluk Katar!..

error: Content is protected !!